Evimizde, sosyal yaşamımızdan uzakta, bir kaç hafta önceki yaşantımıza göre daha yalın bir hayatın içerisindeyiz. Çoğu zaman kaygı duyabildiğimiz gibi, kendimizle ilgili düşünecek zamana da sahip olduğumuz bir dönem. Geleceğimiz, isteklerimiz ve bir kaç hafta önceki rutin yaşantımız hakkında düşünebiliyoruz belki de uzun zamandır unuttuğumuz hayal kurma eylemini gerçekleştiriyoruz. Günlük rutinlerimiz yavaş yavaş değişiyor ve yeni rutinlerimiz oluşmaya başlıyor. Böyle bir dönemin içerisindeyken daha önce sahip olduğumuz her şey şu anda çok daha anlamlı ve özel geliyor. Sevdiğimiz insanlarla bir araya gelmek, sarılmak, dışarda istediğimiz gibi yürümek, alışveriş yapmak, seyahat etmek, konsere ve tiyatroya gitmek gibi birçok aktiviteyi yapabilmenin özlemini duyuyoruz. Aslında tüm bu eylemleri yapabiliyorken bu eylemlerin her birini yapabildiğimiz için şükran duymamışızdır. Belki de Koronavirüs salgınının bize öğrettiği en önemli şey, daha önce bize basit görünen eylemlerin ne kadar da anlamlı ve önemli olduğunu göstermesidir.


Kierkegaard’a göre hayat sadece geriye doğru anlaşılabilir ancak ileriye doğru yaşanmak zorundadır. Bugünden geçmişe doğru baktığımızda, şu anda yapamadığımız ancak bir süre önce yapabildiğimiz eylemlerin özgür olduğumuzun göstergesi olduğunu hiçbir zaman fark edememişiz. Bu eylemleri yapabiliyorken sürekli olarak yapabileceğimizi düşündük ve aslında bu konuda yanıldığımızı görmüş olduk. Hayatlarımızı sorgulamıyoruz ve hayatlarımıza dair inançlar geliştiriyoruz. Evlerimizde kaldığımız bu dönem yaşantılarımızı sorgulamamıza yön veriyor. Koronavirüs salgını bizi evlerimizde korunmamız için tutarken düşünmemize, nasıl bir hayatın içerisinde olduğumuzu da sorgulamamıza yönlendiriyor. Evde birlikte zaman geçirdiğin ablanın, kardeşinin veya eşinin belki de o güne kadar hiç fark edemediğin bir özelliğini fark etmene sebep oluyor. Sevdiklerinden uzaktayken onların desteğinin hayatın için ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Yaşarken ölümlü olduğumuzu unutarak sonsuz bir varlık gibi hareket ediyoruz. Kurduğumuz modern yaşamın kesintisiz devam edeceğini umuyoruz. Koronavirüs kendi yaşantımızın ve modern dünyanın kırılganlığını bizlere yansıtıyor.


İçinde bulunduğumuz sistem dolayısıyla her birimizin yaşamı birbirine bağlı. Fiziksel olarak çok uzakta olduğumuz Çin’de başlayan bir virüs salgını evimizin önüne kadar geldi ve bizler artık evlerimizde kendimizi korumaya çalışıyoruz. Bu virüsün bize öğrettiği ve öğreteceği en büyük ders ise, bütün insanlar arasındaki görünmez olan bu bağı görünür hale getirmek olacak. İnsandan insana bulaşma hızı yüksek olan böyle bir hastalık sürecinden kurtuluşumuz birbirimizi eşit olarak görmemizle ve dayanışmayla kolaylaşacaktır.
Zihinsel sağlığınıza dair uzman ipuçları ve özel fırsatlar için şimdi abone olun!



0 yorum