After Sun filmini dün izledim ve filmden kareleri gün içinde hatırlamak kalbimi sıkıştırıyor. Film bitince bir şeyleri anlamlandıramadım tıpkı başroldeki çocuk gibi. Filmde yavaş yavaş anlamlandırabildiğimiz depresyondaki babanın ölümünü kabul etmek kolay olmadı benim için. Film bittikten sonra tüm izlediğim anıları hatırlamaya çalıştım. Fark ettiğimde kalbimi paramparça eden tüm gerçeklikler yakamı bırakmıyor saatlerdir.
Bir çocuğun 20 yıl boyunca içinde tuttuğu, bu sürede onu şekillendirdiği ve sanat eserine dönüştürdüğü bir yası izledim sanki.
Çocuk olmak her zaman kolay ve eğlenceli görünür. Çocuk olmanın ne zor olduğunu hatırlatan bir film. Yetişkinlerin dünyasında bir çocuk olmak, fark etmek ama bir şey yapabilecek güce sahip olamamak demek çoğu zaman.


Çocukluğunda kalbi kırılmış tüm yetişkinlerin kendinden bir şeyler bulacağı bir film. İzledikten sonra bile sarsan, unutulan anıları hatırlatan bir yapım.
Mutlaka izleyin diyemem, çünkü ben de izledikten sonra hissettiğim duygu yoğunluğu nedeniyle izlememiş olmayı tercih ederdim belki.
Filmde kullanılan müzikler çok etkileyiciydi. Çocuğun kareokede söylediği şarkı, fotoğraf çekilirken arka fonda çalan şarkı ve en sonda dans ettikleri şarkı o kadar duruma uygun seçilmiş ki izlerken hissedilen duygu yoğunluğu artıyor.
Film boyunca kamera kayıtlarından bir şeyler izliyor olmak bize izleyici olduğumuzu unutturmuyor, tıpkı Sophie’nin de anılarına seyirci olması gibi. Film boyunca gördüğümüz fotoğraf çekimi ve video kayıtları belli bir anı ölümsüzleştirmeye yetiyor mu gerçekten ? Film sahip olduğumuz tek şeyin şu an olduğunu vurgulayarak son buluyor.
Sosyal medya hesaplarından beni takip etmek için linke tıklayabilirsiniz.
Zihinsel sağlığınıza dair uzman ipuçları ve özel fırsatlar için şimdi abone olun!



0 yorum